30 Ağustos 2010 Pazartesi

Yazsam tesiri yok, sussam gönül razı değil..

Evet aklımın içinde ordan oraya koşturan birbiriyle alakasız o kadar çok şey var ki.. Her birini dile getirmek isteğindeyim lakin nasıl? Yazmak istiyorum sadece aklıma ne gelirse yazmak. Hırsımı neyden çıkarabilirim ki başka..
Mesela.. Birini deli gibi özlemek nedir bilir misiniz? Konuşmasını,ses tonunu,üslubunu özlemek deli gibi.. Ve beklemek.. Onun gelmesini beklemek,onun seninle iletişime geçmesini beklemek. Aslında gelmeyeceğini de bilmek.. Ona dair şeyler görmek. Başkalarında ondan izler bulmak. Hiç yaşadınız mı bilmiyorum. Ama can acıtır. (umarım ki yaşamazsınız..)
Her zaman da giden kişiler özlenmez ya hayatınızdakiler de özlenir elbet.. Sizin için özel şeyler vardır. Bu bir çikolata ambalajı bile olabilir. Belki de o ambalajdan yüzlerce vardır. Ama siz ona anlam yüklemişsinizdir. Ve ya anlam yüklediğiniz o şey bir bilgisayar programı olamaz mı? Evet olabilir :) (Sanki Bülent Ortaçgil şarkısı gibi oldu :) ) Onun başkasında görülmesi ihanete uğramışlık hissi de verebilir..
Kimi insanlar da sizdeki değerini tüketir yavaş yavaş.. İncitir bilerek ya da bilmeyerek.. Eksiye doğru giderler.. Onlar bunu bilirler, lakin gerçek yüzlerine söylendiğinde bu durum onları kırar incitir. Peki siz (bunu yapanlar) değerinizi azaltmasaydınız olmaz mıydı bu? Kırılanı onarmaktan daha kolay değil midir sağlam olanı muhafaza etmek?
Beni bu denli kıran 2 kişi var. İki farklı ama aynı kişi. Özdeşleştirdiğim iki kişi. İkiniz de hayatınız boyunca mutlu olun. Bana uzak olan. Hep sevildin, sevilesiydin.. Gitmeseydin.. Ama neyse..
Ve bana yakın olan. Kırmasaydın beni keşke.Uzaktaki kırmadı mı yeterince. Biliyorum özdeşleştirdim ikinizi sana göre bu bir hata ama sen de üzüyorsun beni onun kadar.. Yapma tek diyeceğim bu sen de onun gibi olma..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder