Evet aklımın içinde ordan oraya koşturan birbiriyle alakasız o kadar çok şey var ki.. Her birini dile getirmek isteğindeyim lakin nasıl? Yazmak istiyorum sadece aklıma ne gelirse yazmak. Hırsımı neyden çıkarabilirim ki başka..
Mesela.. Birini deli gibi özlemek nedir bilir misiniz? Konuşmasını,ses tonunu,üslubunu özlemek deli gibi.. Ve beklemek.. Onun gelmesini beklemek,onun seninle iletişime geçmesini beklemek. Aslında gelmeyeceğini de bilmek.. Ona dair şeyler görmek. Başkalarında ondan izler bulmak. Hiç yaşadınız mı bilmiyorum. Ama can acıtır. (umarım ki yaşamazsınız..)
Her zaman da giden kişiler özlenmez ya hayatınızdakiler de özlenir elbet.. Sizin için özel şeyler vardır. Bu bir çikolata ambalajı bile olabilir. Belki de o ambalajdan yüzlerce vardır. Ama siz ona anlam yüklemişsinizdir. Ve ya anlam yüklediğiniz o şey bir bilgisayar programı olamaz mı? Evet olabilir :) (Sanki Bülent Ortaçgil şarkısı gibi oldu :) ) Onun başkasında görülmesi ihanete uğramışlık hissi de verebilir..
Kimi insanlar da sizdeki değerini tüketir yavaş yavaş.. İncitir bilerek ya da bilmeyerek.. Eksiye doğru giderler.. Onlar bunu bilirler, lakin gerçek yüzlerine söylendiğinde bu durum onları kırar incitir. Peki siz (bunu yapanlar) değerinizi azaltmasaydınız olmaz mıydı bu? Kırılanı onarmaktan daha kolay değil midir sağlam olanı muhafaza etmek?
Beni bu denli kıran 2 kişi var. İki farklı ama aynı kişi. Özdeşleştirdiğim iki kişi. İkiniz de hayatınız boyunca mutlu olun. Bana uzak olan. Hep sevildin, sevilesiydin.. Gitmeseydin.. Ama neyse..
Ve bana yakın olan. Kırmasaydın beni keşke.Uzaktaki kırmadı mı yeterince. Biliyorum özdeşleştirdim ikinizi sana göre bu bir hata ama sen de üzüyorsun beni onun kadar.. Yapma tek diyeceğim bu sen de onun gibi olma..
30 Ağustos 2010 Pazartesi
20 Ağustos 2010 Cuma
Hızla gelişecek kalbimiz
hizla gelişecek kalbimiz
kalbimiz hizla.
sürgünlerin umutsuzlugunda
kirik kalpler, yaralilar, onulmazlar
farksiz çarpanlarin umutsuzlugunda
ve köprü başlarinin umutsuzlugunda
ve köprü başlarinin umudunda.
sular bitse bile, çiçekler atilirken oralara
temiz bir ilişkinin bulutsuzlugunda
ve eski daglarda, eski daglarda kiş
kovalarken ülkesini
hizla gelişecek kalbimiz.
kendi öz hüznümüzün öz tarlasinda
bozkir dayanikliligimizin tarlasinda
kalbimiz
ellerimiz ayaklarimiz arasinda
ve kimsenin bölemedigi şarkiyi
güllerin, bugdaylarin ve acinin şarkisini
bir haziran uygulayacak sesimize.
sütçünün sesiyle birlikte
erkenci işçilerin sesiyle birlikte
söförün sesiyle birlikte
sabah baslamiş sarhoşlarin sesiyle birlikte
yaman sarhoşlarin sesiyle birlikte
ve yeni uyanişlarin ve yeni dogmuşlarin
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemiyecek ve kalbimiz
hizla gelişecek.
yikintilara karişan eski bir bahar
büyük olmaya elverişli bir bahar
eskiden yaşanilmiş ve her şeye ragmen
insanlara göre bir bahar
sularin kana kestigi yahut
sularin kana kestigi bir bahar.
hizla gelişecek kalbimiz
bir mavilik kalibinda
bir odada, en olagan bir odada
en sade, en insanca bir odada
bir kadinla bir erkegin oldugu bir odada
bir kadin bir erkegin
bir kadinla bir erkek oldugu
ellerin ve omuz başlarinin
birbirini buldugu.
birden gerçekligini algiliyarak
saat çalinca ve görünce güneşi
birden vazgeçilmezligini algiliyarak
önemli ve gerekli buluşunu kendini
birden hatirliyarak
gelecege hazirlayinca olanca gögüslerini
ve herşeye ve ölüme.kalbimiz
hizla gelişecek
çagimiza pek uygun bir hizla
gelişecek kalbimiz
(...)kalbimiz
yerin ve gögün altedilmez bir dirilikte oldugu
tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
kalbimiz
kalbimiz hizla gelişecek.
kalbimiz hizla.
sürgünlerin umutsuzlugunda
kirik kalpler, yaralilar, onulmazlar
farksiz çarpanlarin umutsuzlugunda
ve köprü başlarinin umutsuzlugunda
ve köprü başlarinin umudunda.
sular bitse bile, çiçekler atilirken oralara
temiz bir ilişkinin bulutsuzlugunda
ve eski daglarda, eski daglarda kiş
kovalarken ülkesini
hizla gelişecek kalbimiz.
kendi öz hüznümüzün öz tarlasinda
bozkir dayanikliligimizin tarlasinda
kalbimiz
ellerimiz ayaklarimiz arasinda
ve kimsenin bölemedigi şarkiyi
güllerin, bugdaylarin ve acinin şarkisini
bir haziran uygulayacak sesimize.
sütçünün sesiyle birlikte
erkenci işçilerin sesiyle birlikte
söförün sesiyle birlikte
sabah baslamiş sarhoşlarin sesiyle birlikte
yaman sarhoşlarin sesiyle birlikte
ve yeni uyanişlarin ve yeni dogmuşlarin
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemiyecek ve kalbimiz
hizla gelişecek.
yikintilara karişan eski bir bahar
büyük olmaya elverişli bir bahar
eskiden yaşanilmiş ve her şeye ragmen
insanlara göre bir bahar
sularin kana kestigi yahut
sularin kana kestigi bir bahar.
hizla gelişecek kalbimiz
bir mavilik kalibinda
bir odada, en olagan bir odada
en sade, en insanca bir odada
bir kadinla bir erkegin oldugu bir odada
bir kadin bir erkegin
bir kadinla bir erkek oldugu
ellerin ve omuz başlarinin
birbirini buldugu.
birden gerçekligini algiliyarak
saat çalinca ve görünce güneşi
birden vazgeçilmezligini algiliyarak
önemli ve gerekli buluşunu kendini
birden hatirliyarak
gelecege hazirlayinca olanca gögüslerini
ve herşeye ve ölüme.kalbimiz
hizla gelişecek
çagimiza pek uygun bir hizla
gelişecek kalbimiz
(...)kalbimiz
yerin ve gögün altedilmez bir dirilikte oldugu
tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
kalbimiz
kalbimiz hizla gelişecek.
Göğe Bakma Durağı / Turgut Uyar
İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım
15 Ağustos 2010 Pazar
Profil fotoğrafında yalnız olmak..
Aslında olay profil fotoğrafında yalnız olmak değil.. Olay "tamamen yalnız" olmakta..
Yani bir bakıma duygusal yalnızlık. Tek başınasın,teksin.. Sokaklarda yalnız dolaşıyorsun. Yalnız içiyorsun.Yalnızlıktan kastım,kalbinin yalnızlığı.. Hani arkadaşsızlık değil..Üzülür insan modada denize karşı otururken tek başına. Şarkıların içindeki sevileni de özler. Zira o sevebileceği kişi bile yoktur hali hazırda.. O beklenene mektuplar yazılır gelsin ki okusun diye.. Ama onlar da bir yerlerde yitip giderler. İnsan "beklemeyeceğim yeter artık!" diyip unutmak üzerine kararlar alsa da uygulamaz işte uygulayamaz çünkü.. İçi bekler. Ümit eder gelir diye.. Bu talihsizlik silsilesi de "beklenen-bekleyen" şiirlerinde anlaşılabilir bence.. Ya da benim için bu olay "yaşamın kıyısında" filminde olduğu gibidir :D Yani şöyle ki; belki böyle dibimden geçip gidiyorlardır da ben farketmiyorumdur.. Çok ütopik oldu. Buldum en mantıklısı şu; hiç yanımdan geçmediler ve geçmeyecekler de.. Pesimistim evet kabul ediyorum. Ama birinin de beni buna inandırması gerekir optimist olabilmem için, haksız mıyım?
Dipnot: Bu yazıyı yazarken sanırım küçük çapta bir sarsıntı geçirdik. Korkmuyor değilim yani.. Açık konuşayım gerçekten çok korkuyorum :(
Yani bir bakıma duygusal yalnızlık. Tek başınasın,teksin.. Sokaklarda yalnız dolaşıyorsun. Yalnız içiyorsun.Yalnızlıktan kastım,kalbinin yalnızlığı.. Hani arkadaşsızlık değil..Üzülür insan modada denize karşı otururken tek başına. Şarkıların içindeki sevileni de özler. Zira o sevebileceği kişi bile yoktur hali hazırda.. O beklenene mektuplar yazılır gelsin ki okusun diye.. Ama onlar da bir yerlerde yitip giderler. İnsan "beklemeyeceğim yeter artık!" diyip unutmak üzerine kararlar alsa da uygulamaz işte uygulayamaz çünkü.. İçi bekler. Ümit eder gelir diye.. Bu talihsizlik silsilesi de "beklenen-bekleyen" şiirlerinde anlaşılabilir bence.. Ya da benim için bu olay "yaşamın kıyısında" filminde olduğu gibidir :D Yani şöyle ki; belki böyle dibimden geçip gidiyorlardır da ben farketmiyorumdur.. Çok ütopik oldu. Buldum en mantıklısı şu; hiç yanımdan geçmediler ve geçmeyecekler de.. Pesimistim evet kabul ediyorum. Ama birinin de beni buna inandırması gerekir optimist olabilmem için, haksız mıyım?
Dipnot: Bu yazıyı yazarken sanırım küçük çapta bir sarsıntı geçirdik. Korkmuyor değilim yani.. Açık konuşayım gerçekten çok korkuyorum :(
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
